Başkanın Mesajı

1 Eylül 2018 tarihi itibariyle “2018 Fındık Sezonu” başlayacak.

Başta cefakâr üreticilerimiz olmak üzere, fındıkla iştigal eden tüccar , fabrikacı, sanayiciler ile ihracatçılarımıza bol ve bereketli bir sezon temenni ediyorum.

1936 yılında kurulan borsamız, kurulduğu günden beri kesintisiz hizmet vermektedir. Ana kotasyon maddesi fındık olan borsamız, işlem hacmi yönünden lider ve vizyoner bir kurumdur.

Biz, fındığın , coğrafik yapımız ve sosyo-ekonomik hayatınızdaki yerini , önemini çok iyi biliyoruz. Bu bilinç ve farkındalık içinde ürünümüzü her aşamada kıymetlendirecek projeler üretip , uyguluyoruz.

Fındık, ekonomik olarak bir anlam kazanıp da, öne çıktığı zamanlardan beri bir takım sorunları da beraberinde getirmiştir. “Yapısal”, “Üretim” ve “ Ticaret, Pazarlama” ana başlıkları altında toplayabileceğimiz bu sorunlar ; sektörde bir sistem sorunu olduğunun da işaretidir. İşte tüm bu sorunlar serbest piyasa içinde, Tam Rekabetçi ortamın tesisiyle çözülebilecektir. Biz, çağdaş borsacılık anlayışının bir gereği olarak ; alıcı ve satıcının aleniyet ilkesiyle bir araya geleceği borsa yeri projesine de start verdik. Projemiz hayat buldukça sektördeki tüm taraflar için beklentilerin karşılık bulacağı bir ortam da oluşacaktır.

Türkiye, fındık üretim ve ticaretinde hâlâ dünya lideri olsa da, rakip ülkelerde plantasyon alanlarının genişlemesi ve verimliliğin sürekli artması ; bizdeyse bahçelerin yaşlanması ve verimliliğin düşmesi ciddi bir tehdittir . Fındık üretim ve sanayisinde modern ve bilimsel metotlarının kullanılması kaçınılmazdır.

Ar-Ge ve Ür-Ge odaklı , endüstriyel tarım teknikleriyle , tarım işletmeciliği modeli kendini dayatmaktadır.

Sorunları dağlar kadar olsa da, bizim için fındığın alternatifi yoktur. Olmamalıdır da.

“Aynı geminin yolcularıyız” mantığı ve inancı içinde , daha çok üretip , daha çok kazanarak bu ürüne geçimini bağlayanların ve ülkemizin ihya olmasını temenni ediyorum.

Saygılarımla…

21 Ocak 2019 Tarihinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından gerçekleştirilen “Ekonomik Şura” da Sayın Cumhurbaşkanımız, ülkemizde yaşanan işsizlik sorununa dikkat çekerek iş dünyasından “İlave istihdam sağlamalarını” talep etmişler ve aldıkları taahhüde bağlı olarak da, istihdamın teşvikine ilişkin çalışmalar başlamıştı.

Camiamız tarafından yürütülen teşvik çalışmaları ekonomiden sorumlu bakanlar ve kurumlar tarafından uygun bulunarak benimsenmiş ve Resmi Gazete ’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

25 Şubat 2019 Tarihinde Ankara’da, Maliye Bakanımız Sayın Berat ALBAYRAK ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın Fatma Betül SAYAN’ın bizzat katılımlarıyla gerçekleştirilen “TOBB 9. Sektörel Ekonomi Şurası” kapsamında “İstihdam Seferberliği 2019” kamuoyuna duyuruldu.

“İSTİHDAM SEFERBERLİĞİ 2019” sloganıyla hayata geçen teşvikler şu başlıklarda ve içerikte uygulanmaya başlamıştır.

1-YENİ İSTİHDAMA ÜCRET DESTEĞİ

İşverenler, nisan ayı sonuna kadar ilave her istihdam için 3 ay boyunca prim ve vergi desteğinin yanında ücret desteği de görecekler, ücretleri devlet ödeyecektir.

2-YENİ İSTİHDAMIN SGK PRİMİNE VE VERGİSİNE DESTEK

İşverenler Aralık 2020’ye kadar yeni istihdam için 12 ay boyunca SGK primi ve vergi ödemeyecek. Kadın, genç ve engelli istihdamında bu destek 18 ay boyunca devam edecek. İmalat ve Bilişim sektöründeki istihdamlarda daha yüksek tutarda prim desteği sağlanacaktır.

3-KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ

Geçici süreyle iş yerinin alışma süresinde azaltmaya gitmek zorunda kalan işverenlerin azaltılan süreye ilişkin çalışanların 3 aylık ücretlerini devlet karşılıyor. Yani, kısa çalışma uygulaması sebebiyle işçi çıkarmak durumunda kalan işverenlerin 3 ay boyunca işçi maliyetlerini devlet üstleniyor. Başvurular İŞKUR üzerinden yapılıyor.

4-ASGARİ ÜCRET DESTEĞİ

2019 yılı boyunca çalışan sayısı 500’ün altında olan işverenlere işçi başına aylık 150.-TL, 500 ve 500’ün üzerinde işçi istihdam eden işverenlere aylık 101.-TL Asgari Ücret Desteği verilecektir.
5- DÜZENLİ ÖDEMEYE DEVAMLI DESTEK

SGK Primlerini düzenli ödeyen işverenlere 5 puanlık indirim uygulanacaktır.

6-KALKINMAYA İLAVE DESTEK

Kalkınmada öncelikli 51 ilde, işveren tarafından ödenmesi gereken SGK primlerinin 5 puanlık indirimine ilave olarak 6 puanlık indirim daha uygulanacaktır.

7-ÖNCE İŞBAŞI EĞİTİMİ SONRA İSTİHDAM DESTEĞİ

İşbaşı Eğitim Programları, işverenlere ve işsizlere ciddi fırsatlar sağlamaktadır.
. İşbaşı Eğitim Programlarına katılan kursiyerlerin 3 ay boyunca

. İmalat ve Bilişim sektöründe 6 ay boyunca

. Siber, Güvenlik, Kodlama, Yenilenebilir Enerji gibi stratejik alanlarda 9 ay boyunca

Devlet tarafından ücret ve sigorta desteği sağlanacaktır.

2-5 yaş arasında çocuğu olan kadın katılımcıların çocuk bakım desteği de devlet tarafından karşılanacaktır.

8-İHTİYACA UYGUN, NİTELİKLİ İŞGÜCÜ EĞİTİMİNE TAM DESTEK

Mesleki Eğitim ve Beceri Geliştirme İşbirliği Projesi (MRGİP) kapsamında 8 aya kadar mesleki eğitim kursları düzenleniyor. Kursiyerlerin ücretini ve sigorta primlerini devlet karşılıyor.

Fiyat istikrarı makroekonominin durumunu yansıtan en önemli göstergelerden biridir.

Türkiye 2002’den sonra mali ve siyasi istikrarla birlikte fiyat istikrarı konusunda da çarpıcı bir iyileşme elde etmiş, enflasyonun tek haneli seviyelere düşmesi sağlanmıştır.

Son dönemde döviz kurlarında yaşanan olağandışı hareketlerin de etkisiyle enflasyon oranı yeniden çift haneler çıkmıştır.

Artan enflasyon hem alım gücü düşen vatandaşlarımızı, hem de artan girdi maliyetleri ve faizler nedeniyle firmalarımızı olumsuz etkilemektedir.

Tüm bu sıkıntıları aşmak için, Hazine ve Maliye Bakanlığımız tarafından hazırlanan ve Bakanımız Sayın Berat Albayrak’ın liderliğinde başlatılan Enflasyonla Mücadele Programını son derece önemli buluyor ve destekliyoruz.

Zira enflasyonla mücadeleyi ne tek başına kamu, ne de tek başına özel sektör yapabilir. Sorumluluk ve görev hepimizindir.

Enflasyonla mücadele aynı zamanda işsizlikle, yüksek faizle ve artan girdi maliyetleriyle mücadeledir.

Türk özel sektörü, devletimizle birlikte topyekûn bir duruş sergileyerek, elini taşın altına koymaktadır.

Bu çerçevede TOBB ve Odalar-Borsalar, her milli konuda olduğu gibi bu konuda da ülke çapında ortak bir dayanışma içindedir.

81 il ve 160 ilçede Odalarımız ve Borsalarımız Enflasyonla Mücadeleyi sahiplenmekte ve firmalarımızın en geniş şekilde katılımı için çalışma başlatmaktadır.

Bu noktada özellikle vurgulamak isteriz ki, bu mücadeleye toplumun tük kesimleri ne kadar güçlü destek olursa, etkisi de o kadar büyük olur.

Reel sektörden finans sektörüne, kamudan vatandaşlarımıza kadar, tüm Türkiye olarak aynı hedefe kenetlenmeliyiz.

Hepimiz tek yürek ve tek ses olursak, enflasyonla mücadelede de netice alacağımıza eminiz.

Hem firmalarımızın hem de milletimizin, enflasyonla topyekûn mücadeleye en geniş şekilde katılacaklarına inancımız tamdır.

Biz de, ORDU TİCARET BORSASI olarak siz değerli basın mensuplarımız kanalıyla, tüm Oda/Borsa üyelerimizin desteğini ve bu kampanyaya katılımlarını rica ediyor ve bekliyoruz.

İnanıyorum ki, ORDU ili olarak gereken fedakârlığı gösterip, ülkemiz ve milletimiz için başlatılan bu iktisadi mücadele de en ön cephede yer alacağız.

Kamu ve özel sektör arasındaki bu güçlü koordinasyon ve istişareyle, içinden geçtiğimiz bu zorlu süreci de geride bırakacağız.

Saygılarımla

Ziver KAHRAMAN

Yönetim Kurulu Başkanı

28 EYLÜL 2018 PROJE KAPANIŞ TOPLANTISI KONUŞMASI

Borsamız tarafından yürütülen, Türkiye Ulusal Ajansı destekli “Fındık Üretiminde Geleneksel ve Modern Uygulamaların İncelenmesi” adlı, 2 yıl uygulama süreli projemizin kapanış toplantısındayız, hepiniz hoş geldiniz.

Ordu Valiliği, Ordu Üniversitesi ve Altınordu Ziraat Odası yerli ortak; İtalya’dan TUSCIA(TUŞA) Üniversitesi ve İspanya’dan IRTA’ nın da yurtdışı ortak olduğu projemizin detaylarını biraz sonra arkadaşlarımız anlatacaklar.

Bir Afrika atasözünde denir ki; “Aslanlar kendi hikâyelerini anlatmazsa biz daha çoook avcı hikâyesi dinleriz.” işte bundan kinaye size kurumumuzdan, Ordu Ticaret Borsasından ve proje vizyonumuzdan bahsetmek istiyorum.

Ordu Ticaret Borsası 1936 yılında kurulmuştur ve kurulduğu günden beri kesintisiz hizmet vermektedir. Kurulduğunda Ticaret Odası bünyesinde bir müdürlük olan Borsamız, bugün müstakil bir yapıya kavuşmuş, kendine ait hizmet binası olan kurumsal ve akredite bir kurum haline gelmiştir.

350 kayıtlı üyesiyle kotasyonunda bulunan ürünlerin üretim aşamasından nihai aşamaya kadar takibini yaparak ticari güvenlik sağlayan borsamız, belgeye dayalı işlem yaptığı için sağlam ve güvenilir istatistikler de oluşturmaktadır. Bu durum ülke genelindeki diğer 112 Ticaret Borsası için de geçerlidir. Gönül rahatlığı ile şunu söyleyebilirim ki “Bugün fındık hakkında en doğru ve güncel istatistiki veriler Ordu Ticaret Borsası tarafından oluşturulmaktadır.”

Elimizdeki tüm verileri, haberleşme kanallarımızla kamuoyuyla hemen paylaşıyoruz. Şeffaf ve anlaşılır bir hizmet standardımız vardır.

Ordu Ticaret Borsası olarak, görev tanımımızda yer alan konular ağırlıklı olmak üzere, projeler yapmaya önem vermekteyiz. Yine faaliyet alanımızla ilintili projelere ortak olmaya da azami özen gösteriyoruz.

Projelerin kurumsal ilişkiler kurmak adına sihirli araçlar odluğunu düşünüyoruz ve dahası yaşadıkça bunun böyle olduğunu görüyoruz. Kurumların kaynaklarını verimli kullanmaları ve tasarruf ederek büyüyebilmeleri proje üretebilme ve yürütebilme kabiliyetleriyle alakalıdır. Bizler bu anlayış içerisinde bünyemizde oluşturduğumuz proje ofisiyle projeler üretip uygulamaya devam ediyoruz.

Bu projenin sonucunda Türkçe, İngilizce, İspanyolca ve İtalyanca dillerine çevrilmiş bir kitap bastırdık. Basılan bu kitap kısa sürede kamuoyuna sunulacaktır.

Proje kapsamında İspanya, İtalya ve Türkiye hareketliliklerinde yapılan gözlemlerle uygulamaların detaylı bir biçimde yer alacağı kitap bu projenin hafızası olarak tarihe kalacaktır. Bunun yanında Ordu Üniversitemiz bünyesinde oluşturduğumuz ve bu programın ardından ziyaret edeceğimiz “Örnek Fındık Bahçesi” de bundan sonra tahsis edilecek bahçeler için bir model olacaktır.

Değerli katılımcılar

“Fındık Üretiminde Geleneksel ve Modern Tekniklerin İncelenmesi” başlığını taşıyan projemiz ve bu minval üzere hazırladığımız diğer projelerimizdeki temel amacımız ise fındıkta kalite ve verimliliğe dikkat çekmektir. Bugün bakıldığında “Fındığın Sorunları” başlığı altında iş hep “Fiyat” a gelmektedir. Oysa fiyat, birçok sorunun sonucudur. Aslında bu sorunların başında, kalite ve verimliği olumsuz etkileyen ve maliyetleri yükselten faktörler gelmektedir.

Yine sektörde “Yapısal, Üretim, Pazarlama ve İhracat” aşamalarında birbiriyle etkileşim halinde bir dizi sorunlar vardır. Sorunları bir bütün olarak görmek ve çözüm sürecinin de etkileşim halinde olmasına özen göstermek durumundayız. Ürettiğimiz projeler, daha iyi sonuçlar elde edilmesi gibi bir vizyon taşısa da, özünde bu sorunlardan külliyen kurtulmayı hedeflemektedir.

Fındık, özellikle bölgemiz için alternatifi kabul edilmeyen bir üretim ve ticaret desenidir. Bu realiteye inanarak, popülizm yapmadan, bilimsel esaslarla konuyu ele almak durumundayız. Üretim ve ticaretinde lider olduğumuz, bir coğrafik bölgenin kaderi üzerinde direkt etkili olan fındık gibi bir ürüne çok daha hassas davranmak zorundayız.

Fındığın sorunlarını salt “Fiyat” a indirgememek gerekir. Evet, doğrudur; üretim ve ticaret para kazanmak için kâr elde etmek için yapılır. Kâr elde etmek ise insan bünyesinin nefes alması gibidir. Ticari bir faaliyet ise kâr ve zarar mekanizmasıyla nefes alıp vermekte ve bu şekilde de varlığını devam ettirmektedir. Aldığımız nefesi vermemek ya da hep nefes alarak yaşamak/yaşayabilmek gibi bir imkân yoktur. İşte üretim ve ticareti de her durumda ve mutlaka kâr üzerine kurgulamak, o kurgu gerçekleşmediğinde hırçınlaşmak üretim ve ticari hayatı kısaltmaktan, kalitesini bozmaktan başka işe yaramaz. Onun için rantabl olmak durumundayız.

Ve en önemlisi ticari bir faaliyette kâr varsa zararın da karşılığında mevcut olduğunu bilmek durumundayız. Şayet, kalite ve verimliliğin yüksek tutmayıp da markalaşmanın teşvik edilmediği, yeni ve güçlü pazarlar arayışına gidilmediği zaman zarar edileceği de bilinmelidir.

Kısacası değerli katılımcılar, fiyatı bir sorun olarak ortaya koyan yüksek maliyetler realitesidir.

Bu bağlamda maliyetlerin düşürülmesi için ilk akla gelen haliyle ve kabaca başlıklara bakmak gerekir.

Tarım işletmeciliğine geçilmelidir. Ortalama arazi büyüklüğü rantabl ölçeğe yükseltilmeli, arazi toplulaştırması gibi yöntemler rutin hale gelmelidir.
Endüstriyel üretim teknikleri kullanılmalı, emek yoğun üretim kültürü terkedilmelidir.
Etkin stok kontrolü sistemi kurulmalıdır.
Yeni pazarlar bulunmalı ve marka yaratılmalıdır.
Katma değer kazanmış nihai ürün elde edilmelidir. Ar-Ge ve Ür-Ge odaklı olunmalıdır. İnovatif yatırım ve proje anlayışı öne çıkartılmalıdır.
Üretici örgütlerinin ve/veya kooperatiflerinin hayata geçirilmesi gereklidir.
Yapısal sorunların giderilmesi ve Fındık Kanunu çıkarılması
Alıcı ve satıcının bir araya geldiği disipline olmuş piyasalar, yani emtia borsacılığı öne çıkartılmalıdır. Ordu Ticaret Borsası olarak “satış salonu ve Spot Borsacılık İşlemleri” hususunda da bir proje yürütmekteyiz. Kısa vadede borsacılık tanımına uygun olarak alıcı ve satıcının aleniyet ilkesiyle bir araya geleceği o yapıyı da sektöre kazandırmış olacağız.

Özellikle üretim sürecinde maliyetimiz bu kadar yüksekken, verimliğimiz ise bu kadar düşükken, oluşacak fiyatın tatminkâr karşılanması imkânsızdır.

Ürettiğimiz projelerle sektördeki tüm aktörleri paydaş mantığı ile bir araya getirmeye özen gösteriyoruz. Üretici ile taciri birbirine düşman kılmak, hedef göstermek sorunları büyütmekten başka bir şeye hizmet etmeyecektir. Yine üniversite sanayi işbirliği içinde Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmalarını da önemsiyoruz.

Ne kadar çok proje üretip uygulasak da, elbette yeterli değildir. Projeler bütçe büyüklükleriyle değil, ortaya çıkardıkları/çıkaracakları değerlerle ölçülmelidir. Değer yaratan ve sürdürülebilir projeler peşindeyiz kıymetli katılımcılar.

Kurumları kişilere ve olaylara endeksli kılmaktan kurtaracak olan temel argümanlardan biri proje kültürüdür. Bu anlayış içinde, bugün burada kapanış toplantısını yapmak üzere toplandığımız projemizde emeği geçen ve katkı sağlayan ortaklarımız kurumlara huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Birlikte üretme ve paylaşma kültürüne vesile olan bu türden projelerde yine birlikte olmak niyet ve temennisinde olduğumuzu tüm içtenliğimle ifade etmek isterim.

Sözlerime burada son verirken, kapanış toplantımız ardından projemize dair çıktıların özellikle ilimize ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Katılımlarınız ve katkılarınız için bir kere daha teşekkür eder ve hepinize en engin sevgilerimi ve en derin saygılarımı sunarım.

Değerli üyelerimiz!

Çok kıymetli arkadaşlarım!

Sevgili dostlarım!

Sizlerin güven ve teveccühü ile bir kere daha bu onur ve sevinci yaşamaktayız. Her birinize tek tek teşekkür ediyor, Allah razı olsun diyorum.

Geçtiğimiz dönem yöneticiliğini yaptığımız bu güzide kurum, gücünü de güvenini de sizin gibi her biri birer değer olan üyelerinden almaktadır. Geçmişte olduğu gibi bundan sonra da gücümüzü sizden almaya devam edeceğiz. Sizden aldıklarımızla yol haritamızı belirleyecek ve enerjimizi yine sizler için harcayacağız.

Seçimimiz oldu, bitti. Sonuç budur. Bizler, demokrasinin en sağlam örneğini ortaya koyarak, demokratik ortamda tercihlerimizi oyladık ve ortaya çıkan sonuç bizim özgür irademizdir. Özgür irademizi hangi tarafta kullanmış olursak olalım, sandık açıldıktan sonra rekabet de, yarış da bitmiş, birlik, beraberlik ve dostluk başlamıştır. Biz, seçimleri rekabet ya da mücadele olarak görmüyoruz. Bu bir bayrak yarışıdır. Hizmet yarışıdır. Malumunuz olduğu üzere maddi anlamda bir kazancımız söz konusu değildir, gönüllülük esasıyla bilâ ücret hizmet vermekteyiz, yani bu bir gönül işidir. Gönülle yapılan işlerde gönül kırmak, gönül koymak olmaz.

Önümüzde sayfaları hiç açılmamış bir dönem durmaktadır ve bu gece bu yeni dönemin eşiğinde, sizlerle beraber coşku doluyuz. Bu yeni dönem için projelerimiz hazır ve bu projelerimizin birçoğunu izlerle paylaştık. Yarından tezi yok kolları sıvıyor ve kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Geride kalan dönemde ve seçim sürecimizde bizlere desteğini esirgemeyen, kar, yağmur, çamur demeden bizlere kapılarını ve gönüllerini açan siz değerli üyelerimize, gönül dostlarımıza, ne kadar teşekkür etsek azdır.

Sevgili dostlarım

Söylenecek çok şey olsa da “gün söz söyleme günü değil iş görme günüdür “ diyerek, şükran ve minnetlerimi sunuyor, birlikte yürüyeceğimiz bu yolda Allah yâr ve yardımcımız olsun diliyorum.

Sağ olun!

Var olun!

ZİVER KAHRAMAN

ORDU TİCARET BORSASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI

Ordu Ticaret Borsası © 2019 - Tüm Hakları Saklıdır.