Başkanın Mesajı

30 Ağustos 1922 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki muzaffer ordumuzun kazandığı zaferin 99. Yıldönümünde gurur ve şerefle doluyuz.

Anadolu’yu yurt edinen Türkler, tarihin her aşamasında bu topraklardan sökülüp atılmak ve esir edilmek istenmiştir. Bu bereketli topraklar; toprağına, bayrağına, milli ve manevi değerlerine sadık yurttaşlarıyla her daim ölümüne savunulmuş ve savunulacaktır. Vatan toprağı asla ve hiçbir zaman kaderine terk edilmemiştir ve edilmeyecektir. Türk milleti, milli refleksleri güçlü bir karektere sahiptir!

30 Ağustos Zafer Bayramı, bu topraklarda gözü olanların gözünün çıkartıldığı, bu asil ve aziz milleti esir etmek isteyenlerin bileklerimize vurduğu zincirlerin paramparça edildiği onurlu, şerefli ve cesaret sembolü bir değerdir!

Bu münasebetle, bu vatan uğruna canını ortaya koyan ve bağımsızlığımızı, medeni dünyanın bir parçası olmamızı sağlayan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarıyla aziz şehitlerimizi rahmet ve şükranla yâd ediyorum.

30 Ağustos “söz konusu vatansa gerisi teferruattır” vecizinin ölümsüz kaynağıdır!

Zafer Bayramınız Kutlu Olsun!

Saygılarımla
Ziver KAHRAMAN
Yönetim Kurulu Başkanı

BAŞKAN ZİVER KAHRAMAN’IN KURBAN BAYRAMI MESAJI

Bayramlar birlik içinde dirliğin önemini öne çıkartan ulvi zamanlardır.

Küslerin barıştığı, ayrılanların kavuştuğu, rahmete kavuşanların dua ile yâd edildiği bu mübarek zamanların ruhunu yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak insani bir vazifedir de…

Bayramlar, insanı insana Allah sevgisi ortak paydasında yaklaştıran zamanlardır. Her türden ayrılığı gayrılığı ortadan kaldırıp da büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpülen bir samimiyet demidir.

Bize gerekli olan tek şey samimiyet, saygı ve sevgi içinde birlikle dirlik olmaktır. Bize lazım olan tek şey, birbirimize bayram sabahı tadında sahip çıkmaktır. Her günümüzü bayram hassasiyetiyle yaşadığımız zaman esas zenginliği de elde etmiş oluruz.

Gelecek günlerin sağlık, huzur ve bereket getirmesi temennisiyle tüm bayramın tüm insanlığa hayırlar getirmesini niyaz eder saygılar sunarım.

Saygılarımla
Ziver KAHRAMAN
Yönetim Kurulu Başkanı

2021 FINDIK SEZONU

2021 fındık sezonuna az bir zaman kaldı ve her sezon öncesi yaşanan tartışmalar, değerlendirmeler yine gündeme gelmektedir.

Üretim ve ticaret, para kazanmak amacıyla yapılmakta olup bu bağlamda “Fiyat” eksenli değerlendirmeler yapılması işin doğası gereğidir.

Fındık fiyatı konusunda esas belirleyici olan “Taban Fiyat” tır. Geride kalan iki sezona bakıldığında taban fiyat artışının yaklaşık %35 olduğu görülmektedir. Hükümetimiz 2021 sezonu fındık fiyatını belirlerken muhakkak ki bu artış oranını ve ek olarak diğer ekonomik faktörleri gözönünde bulunduracak ve üreticilerimiz başta olmak üzere sektörün beklentisine uygun bir taban fiyat açıklayacaktır.

Fındık fiyatının esasını serbest piyasa şartları oluşturacaktır ancak serbest piyasa şartlarında tam rekabetçi ortamın ihdas edilememiş olması devlet müdahalesini zorunlu kılmaktadır. Sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak ortaya konulan taban fiyat uygulaması, serbest piyasa fiyatlarının da şekillenmesinde emsal olabilmektedir.

Üreticimizin refahı üretim ve kalite artışı manasına gelmektedir ki kaliteli ve yeterli arz, ticari başarı getirip kârı artıracaktır.

Ticaret Borsaları, bu süreçte fiyat tespit eden ya da tayin eden kurumlar değildir. Gerek destekleme alımı gerekse serbest piyasa şartlarında alım satıma konu işlemleri müsbit evraklar üzerinde takip ve tescil eden Ticaret Borsaları, bağlı bulundukları mevzuat gereği oluşan fiyatları usulü dairesinde kayıt altında tutar.

Ticaret Borsalarının fiyat tayin etmek gibi bir yetki ve görevleri olmadığı hususuna dikkat çekerek; sektördeki diğer paydaşlardan biri olduğu ve bu müstesna ürünümüzü kıymetlendirmekten başka bir kaygısı bulunmadığı da malumdur.

2021 sezonunun başta üreticilerimiz olmak üzere sektörün tüm aktörlerine hayırlı olmasını temenni ederken, hükümetimizin taban fiyat belirlerken üretim maliyetlerini ve piyasa gerçeklerini muhakkak gözönünden bulundurmasını bekliyoruz.

Bu genel geçer duruma bağlı olarak fiyatın 30.-TL, 35.-TL ya da bu rakamların daha üstünde rakamlar olması mümkündür.

Saygılarımla
Ziver KAHRAMAN
Yönetim Kurulu Başkanı

HAYIRLI RAMAZANLAR

Sabır, paylaşım,bereket ve ibadetin en yoğun hissedildiği ve “on bir ayın sultanı” ramazana erişmiş olmanın mutluluğu ve şükrü içindeyiz.

İnsanlığın ciddi bir sınavdan geçtiği bu dönemde sağlıklı bir nefes alıp verebilmenin ve bir lokmanın kokusunun ve tadının sıhhatle alınmasının anlam ve önemini de anlıyoruz.

“Hayır da şer de Allah’tandır” inancıyla tüm dünyayı kasıp kavuran pandemi sürecinde de şüphesiz, gerekli tedbirler alınıp taktiri Allah’a bırakıyoruz! Allah, tüm şerleri hayreylesin.

Rahmet ve paylaşım ayı ramazanın, tüm insanlığa öncelikle sağlık getirmesini niyaz ediyorum. Sabır ve mutlak bir inançla tuttuğumuz oruç ardından gelecek bayramın, tüm insanlığın kurtuluşunun müjdecisi olmasını diliyorum.

Allah, tutacağımız oruçların, edeceğimiz duaların ve kılacağımız namazların yüzü suyu hürmetine insanlığa merhamet ve şifa bahşetsin.

Ramazanın tüm bereketiyle hanelerinizi doldurmasını diler hayırlı ramazanlar niyaz ederim.

Saygılarımla
Ziver KAHRAMAN
Yönetim Kurulu Başkanı

ORDU’NUN İL OLUŞUNUN 100’ÜNCÜ YILI KUTLU OLSUN!

4 Nisan 1921’den 4 Nisan 2021’e; 1 asır!

Karadeniz’in şirin kenti Ordu’nun il oluşunun 100.yılına erişmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Dünyanın her yerindeki Ordulular ve Ordu’da yaşayanlar için 100.yılımız anlam ve tecrübelerle doludur.

1920 yılına kadar idari olarak Trabzon vilayetine bağlı kazan hâlindeki Ordu, 04 Nisan 1921 tarih ve 69 sayılı “Ordu Müstakil Livasına Teşkiline Dair Kanun” ile merkezi Ordu olmak üzere Canik Sancağı’na bağlı olan Fatsa kazası da Ordu’ya bağlanır. Böylece müstakil Ordu Livası teşkil edilir. 1923 yılında “Sancak” adı “Vilayet” olarak değiştirilir.

Antik adı Cotyora olan ve 1270’lerde Hacıemiroğlu Beyliği tarafından bugünkü Eskipazar mevkinde medeniyet süren kentimiz, Cumhuriyet’le birlikte kent vasfı kazanarak hep büyümüş ve gelişmiştir.

Bugün “Büyükşehir” statüdündeki Ordu’da 19 ilçe bulunmakta ve yüzölçümü büyüklüğü bakımından 81 il arasında 57’inci sıradadır.

Adres Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre 761.400 kişinin yaşadığı kent nüfusu, kent dışında yaşayan Ordulular da hesaba katılırsa 2 milyon kişi civarındadır.

Denize nazır evleri, havası, suyu ve türkülere konu dereleriyle, muazzam yaylalarıyla Ordu, yaşanacak yerlerdendir. Taşıdığı turizm potansiyeliyle bu alanda gelecek vadeden kent, dünyada en çok fındık üretilen lokal bölgedir. Tarımsal üretimdeki avantajını sanayi ve hizmet sektörüne de aktarmaya çabalayan kentimiz, yatırım potansiyeli bakımından da önem taşımakta, gelecek vadetmektedir.

Mevcut modern ve güvenli karayolu, havaalanı ile ve liman yapılacak potansiyele sahip özelikleriyle Ordu, gelecek dönemlerin parlayan yıldızı olmaya namzettir.

Üretim, ticaret, kültür ve sanat alanlarında taşıdığı potansiyel ve ortaya koyduklarıyla kentimizin 100. Yılını gurur, sevinç ve en kalbi duygularımla kutluyor; kent olmanın, kentli olmanın bilincini bu çağlara kadar ulaştıran, emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum!

100. Yaşın kutlu olsun Ordu!

Saygılarımla
Ziver KAHRAMAN
Yönetim Kurulu Başkanı

İSTİKLAL MARŞIMIZ 100 YAŞINDA!

12 Mart 1921 tarihinde, Aziz Türk milleti için Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı İstiklal Marşımız TBMM’de okunarak kabul edilmiştir.

Vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy, bu onur karşısında “Allah, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” diye tarihi bir mesajla erdemini göstermiştir. Bu vesileyle büyük şairimizin de ruhu şâd, mekânı cennet olsun…

“Korkma” diye başlayan bağımsızlığımızın ve cumhuriyetimizin teminatı İstiklal Marşımız 100 yaşında…

Biz, korkmayayı ve Cumhuriyetimizin değerlerini ilelebet yaşatmayı, tam 100 yıldır ezberden okuduğumuz İstiklal Marşımızdan ve onu yaratan o büyük bağımsızlık savaşımdan öğrendik.

İstiklal Marşımızın kabulünün 100. yılını onur, saygı ve coşkuyla kutluyor; bu topraklar uğruna, ülkemizin bekası uğruna şehit düşünlerimize Allah’tan rahmet diliyor, her birini saygıyla yâd ediyorum.

“Korkma! Sözmez bu şafaklarda yüzen alsancak”

Saygılarımla
Ziver KAHRAMAN
Yönetim Kurulu Başkanı

Yeni yıl arifesinde eski yıla ve yeni yıla dair genellikle iyi temenni mesajları verilmesi adettendir.

İnsanların birbirlerine ve yaşadıklar dünyaya dair iyi niyetli olması ve bunu dillendirmesi önemli ve anlamlıdır.

İnsan, merhemdir insanın yarasına…

2020 yılı bundan sonraki çağlarda felaketlerle anılan bir yıl olarak yerini alacak ne yazık ki! Birçok felakete şahitlik ettiğimiz bu yıla damgasını vursansa Koronavirüs pandemisi oldu. Artık “Koronadan Önce” ve “Koronadan Sonra” şeklinde bir zaman mevhumu oluşmaktadır.

Tüm dünya bu ölümcül tehditin çemberindeyken yüzbinlerce insan hayatını kaybetti ve ne yazık ki kaybetmeye de devam ediyor. Bildiğimiz, yaşadığınız ve doğru bulduğumuz her şey artık “Normal” olmaktan çıktı. Şimdiki ve gelecekteki normallerimiz ters yüz oldu. Yeni normaller şekilleniyor ve bu yeni normaller, hayatı her yönüyle yeniden dizayn etmektedir. Gelecek yıllar sosyo- ekonomik anlamda reform yılları olacaktır.

Bir tek nefesi sağlıklı alıp da verebilmenin anlamını ve önemini test etti koca dünya. Ve yine tüm dünya, din, dil, ırk ve coğrafya ayrımı gözetmeksizin birbirine nefes olmaya çalıştı.

2020 yılı belki de dünyada yeni bir çağın başlangıç eşiği olacaktır. Savaş ekonomilerinin, enerji savaşlarının, etnik ayrılıkçı taleplerin artık geçerliliğini yitirdiği; bilimsel çalışmaların insanlığa yaşam alanı açacağı, üretim ve bölüşüm esaslı bir yapının öne çıktığı çağ başlayacaktır. Tarımsal üretim, gıda güvenliği, kaliteli su ve elbette medikal sektörü bundan sonraki dönemlere damgasını vuracaktır.

Sürece dair birçok komplo teorisi üretildi ve dahi üretilmektedir ancak tek gerçek varsa o da virüsün ölümcül varlığıdır. Salgın, dünyanın en zengin ülkesindeki en lüks plazmanın en son katındaki akıllı rezidansta yaşayanları da Afrika’nın en ilkel kabilesinde derme çatma bir barakada yaşayanları da ayırmaksızın tedirgin etmiş, enfekte etmiş, canına kastetmiştir. Ölüm herkese aynı mesafede durmaktadır. Tam anlamıyla “Küresel” bir felaket yaşanmaktadır. Aşı çalışmaları tüm dünyada devam ederken ülkemizde ve tüm dünyada sağlık çalışanları destanlar yazmaktadır.

Koronavirüs pandemisi, bilimin, bilimsel çalışmaların ve bu alana yatırım yapılmasının önemini, anlamını ortaya koymuştur.

Bilim, iyi günde de kara günde de insanlığın tek ve en sadık dostudur!

Tam bu noktada “İlim Çin’de de olsa arayınız” diye buyuran hadisi şerife dikkat çekmek isterim… Yine Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” vecizi de bugünümüze ışık tutmalıdır. Hem dinen hem de devlet kültürümüz bilimi övmekte, önemsemekte, öne çıkarmaktadır.

Bu türden büyük felaketler, siyaset yapılacak, siyaset devşirilecek zamanlar değildir. Söz konusu olan insanlık ve insanlığın geleceğidir. İşte bu akli ve vicdani karineyle olaya yaklaşmalıyız. Bu anlayış içerisinde başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sağlık Bakanımıza; hükümetimize ve Sağlık Bakanlığımıza, samimi niyet ve çabalarını ortaya koyan herkese, bu süreçteki çabaları için teşekkürü de bir borç bilirim. Bu küresel felaketle mücadele günlerinde bizim için parti, siyasi görüş ve grup gibi farklılıkların önemi yoktur. Her şey insanlık ve gelecek içindir!

2021 ve sonrasındaki yılların niteliğini pandeminin seyri belirleyecektir. Temennimiz bu felaketi sona erdirecek aşının bir an evvel bulunmasıdır. Şuursuzca “Aşı karşıtlığı” pompalanmasını da tehlikeli buluyor bu hususta da bilimin klavuzuluğuna teslim olmak gerektiğine inanıyoruz.

Allah, tüm insanlığı bu felaketten bir an evvel kurtarsın!

Devlet millet el ele vererek, birlik ve dayanışma içinde üreterek ve bölüşerek diri kalabiliriz, iri kalabiliriz.

Her şeye rağmen geride kalan 2020 yılının iyi yönleriyle hatırlanmasını, 2021 yılının tarifsiz güzelliklerle dolu olmasını niyaz ve temenni ederek tüm insanlığın yeni yılını kutlarım.

Sağlıklı, mutlu, huzurlu ve bereketli ömürler dilerim!

Saygılarımla
Ziver KAHRAMAN
Yönetim Kurulu Başkanı

FINDIK İHRACAT VERİLERİNİN FİİLİ VE KAYDÎ DURUMU/ YORUMU

“Bilgi kirliliği” kadar önemli bir diğer konu da “bilginin yanlış anlaşılması” ya da “yorumlanması” dır.

Bu husus, bilginin yanlış anlaşılması/ yorumlanması, özellikle fındık sektöründe oldukça yaygındır. Rekolteden fiyata, iç pazardan ihracata kadar birçok kalemde birçok veri, bilgi yanlış algılanabiliyor/ yorumlanabiliyor.

Aşağıdaki tabloda 2019 yılı fındık ihracat miktar ve tutarı iller bazında en çoktan en aza doğru listelenmektedir.

 

İLLER İHRACAT (Kg) İHRACAT ($) PAY(%)
TRABZON 129.798.987 850.027.887 40,63
İSTANBUL 98.361.984 604.124.426 30,79
GİRESUN 31.862.411 200.430.935 9,97
ORDU 28.780.765 179.411.586 9,01
İZMİR 4.896.300 34.988.662 1,53
SAMSUN 4.662.123 28.689.581 1,46
DÜZCE 4.914.546 28.104.365 1,54
MERSİN 3.872.192 24.451.788 1,21
SAKARYA 3.340.115 19.695.561 1,05
HATAY 2.962.483 15.414.308 0,93
GAZİANTEP 1.404.991 9.038.169 0,44
DENİZLİ 1.278.748 8.350.607 0,4
MALATYA 939.565 6.134.234 0,29
KOCAELİ 1.061.317 6.052.945 0,33
AYDIN 613.185 4.204.977 0,19
ANKARA 335.644 2.703.952 0,11
ADANA 174.532 1.194.000 0,05
KONYA 77.353 619.114 0,02
OSMANİYE 33.402 264.449 0,01
ZONGULDAK 31.360 188.160 0,01
ESKİŞEHİR 20.214 111.231 0,01
ISPARTA 13.104 105.254 0
ÇORUM 8.184 83.611 0
ANTALYA 8.129 70.591 0
EDİRNE 3.836 50.036 0
MARDİN 4.768 39.476 0
KIRŞEHİR 4.341 30.540 0
KIRIKKALE 3.210 24.650 0
BURSA 2.416 17.217 0
KAYSERİ 1.624 16.142 0
KIRKLARELİ 1.702 14.188 0
TEKİRDAĞ 722 7.826 0
RİZE 1.782 3.962 0
VAN 1.350 2.601 0
IĞDIR 145 821 0
KARAMAN 70 677 0
ŞIRNAK 40 354 0
ŞANLIURFA 142 343 0
TOPLAM 319.477.782 2.024.669.224  

 

                                          Kaynak: İhracatçı Birlikleri

Listeye göre ilk sırada Trabzon yer alırken ikinci sırada, fındık üretiminde hiçbir katkısı olmayan, İstanbul yer almaktadır. Türkiye’de en çok fındık üreten il, Ordu’ysa, dördüncü sırada yer almaktadır.

Liste incelendiğinde fındık üretiminin hiç konu olmadığı iller Şanlıurfa, Şırnak, Karaman, Kırşehir ve hatta Antalya, Adana gibi illerin Türkiye fındık ihracatı listesine girdikleri görülmektedir. Bunun sebebine gelmeden önce yapısal hususa dair teknik bir bilgiye yer vermek gerekiyor.

Fındık ihracatı yapan firmalar/ işletmeler “Bilanço Esasına Göre Defter Tutan Birinci Sınıf Tacir” vasfındadır. Anlaşılır hâliyle; “Basit usul” e tabi esnaf ve sanatkâr değildir. Birinci Sınıf Tacir olup da Bilanço Esasına Göre defter tutabilmenin bazı şartları/ hadleri vardır.

 2020 yılı için bu hâdler;

 1- Alış Tutarı:   280.000.-TL

     Satış Tutarı: 390.000.-TL

2- Yıllık Gayrisafi İş Hasılası: 140.000.-TL

3- İş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı: 280.000.-TL

Bu hâdleri tutturanlar “Bilanço Esasına Göre Defter Tutup” da “Birinci Sınıf Tacir” vasfıyla işyeri merkezlerinin bulundukları yerdeki Sanayi Odası’na, Ticaret ve Sanayi Odası’na veya Ticaret Odası’na üye olmak zorundadır. Bu firmaların/ işletmelerin “Ticaret Sicili” işlemleri de bu odalar bünyesindeki “Ticaret Sicil Müdürlükleri” tarafından takip edilir.

Bu firmaların/ işletmelerin merkezlerinin bulunduğu yerdeki şubelerinin de aynı odaya “Şube” kaydı yaptırmaları zorunludur. Aynı şekilde merkezin bulunduğu yer dışında, başka bir il ya da yerde, başka bir odanın çalışma alanı içinde açılan şubelerin o yerdeki odaya kaydolması zorunludur.

Tüm bu kayıt işlemleri ile Ticaret Sicili ’ne dair işlemler 5174 Sayılı Türkiye Odalar, Borsalar ve Birlik Kanunu’na dayanılarak gerçekleştirilir.

Bir firmanın/işletmenin cirosu, yıllık kârı ya da zararı, yurtiçi ve yurtdışı satışları gibi temel verileri hesap edilirken tüm şubelerin iş ve işlemleri firma/ işletme merkezinde toplanır, derlenir ve değerlendirilir.

Fındık ihracatı yapan firmaların/ işletmelerin ihracata dair verileri de bu esasa göre kayıtlara alınıp takip edilmektedir. Yani işin muhasebesi firma/ işletme merkezi neredeyse orası esas alınarak yapılmaktadır.

Örneğin: İhracatçı Q firmasının Ticaret Sicili ‘ne kayıtlı merkezi İstanbul’dur. Bu firmanın Ordu, Giresun, Trabzon ve Düzce’de şubeleri bulunmaktadır.  Esasen ürünü bu kentlerden tedarik edip ihracat eder. İhraç ettiği bu ürünlerin kaydı firma merkezi olan İstanbul’dan gösterilmektedir.

Bu durum İstanbul için “Kaydi” anlamda bir “ihracatın en çok yapıldığı il” görüntüsü ortaya çıkarsa da fiili durum farklıdır. Fiili durum şudur; fındık üreten illerin ürettikleri fındık, kendi sınırları içinden çıkıp da ihraç edilirken, skor firmanın merkezine yazılmaktadır. Futbol tabiriyle söylersek; görünürde “gol” gibidir ancak bariz “ofsayt” tır.

Bu tabloya bakıldığında “en çok” fındık ihraç edip de gelir elde eden illerin “Trabzon ve İstanbul” olduğu gibi bir yorum ortaya çıkmaktadır ki bu durum fiili anlamda doğru değildir. Trabzon ve İstanbul’un fındık ihracat miktar ve tutarında lider olmalarına dair rakamların büyük bölümü kaydi niteliktedir. Yani büyük ihracatçıların merkez kayıtlarının bu illerde olmasının ortaya çıkardığı “kendiliğinden” bir sonuçtur.

Bu defa Şanlıurfa’nın, Şırnak’ın, Antalya ve Adana’nın yani fındık üretimiyle klimatik anlamda absürt ilişki içinde olan kentlerin fındık ihracatçıları listesinde yer alması gibi bir durum ortaya çıkar. Verilerin, kentlere dair kanaatleri deforme etmemesi, kent iradesini demoralize etmemesi için “fiili” ve “kaydi” şerhlerinin de düşülmesi faydalı olacaktır.

Ticaret Sicili kaydı esasına göre “Firma merkezi” bazlı ihracat verisi derleyip yayınlamak fiili durum hakkında yanıltıcı yorumlara yol açabilir.

Bu genel ve teknik durum bir yana, özellikle Ordu için ihracatçı firma sayısındaki daralmaya da dikkat çekmek gerekir. Yeni ihracatçı firmalar yaratıp da dışarıdan yatırımcı çekmek gibi bir çabanın içinde olmamız gerekirken “mevcudu muhafaza edebilmek” gibi bir aksiyon almak ve böylesi bir kaygıya kapılmak icap etmektedir.

Ziver Kahraman
Ordu Ticaret Borsası Başkanı

1936 yılında kurulan Ordu Ticaret Borsası 85. hizmet yılını sürmektedir. Kuruluş nizamnamesi bizzat Atatürk tarafından imzalanan borsamız, kurulduğu günden beri kesintisiz hizmet vermektedir. Çağdaş borsacılık anlayışı içerisinde, mevzuatlara riayet ederek, üye memnuniyeti odaklı çalışan borsamız, TOBB Akreditasyon Sistemi kapsamında 2012 yılından beri akreditedir. Yani AB standartlarında hizmet vermektedir. Ordu Ticaret Borsası, hizmet süreçlerini, faaliyet ve amaçlarını tanımlayıp planlarken performansını da objektif kriterlere göre ölçmekte, riskler karşısında hemen aksiyon almaktadır. Tüm bunları bir standart içinde, sistematik olarak, bir önceki durum ile ve paydaşlarıyla kıyaslayarak yapmaktadır. Profesyonel hizmet anlayışıyla kurumsallaşmak, Ordu Ticaret Borsası’nın şiarıdır.

Dünyada en çok fındık üretilen lokal olan Ordu’da hizmet veren bu köklü kurumun temel felsefesi; güçlü kurum hafızasını bugünün imkanlarıyla geleceğe taşımaktır. Bu süreçte de kalıcı eserler bırakmak, yol açan, yol gösteren projeler yapmaktır. Anayasanın 135. maddesinde tanımlanmış olan “Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşu” olan Ticaret Borsaları, yaptıkları işler itibariyle kamu hizmeti görmekte ve elde ettiği gelirler de kamu geliri niteliğindedir.

Ordu Ticaret Borsası bu sorumluluk ve hassasiyetle hizmet vermektedir. Şeffaf, hesap verebilir ve ilkeli hizmet anlayışı kuruluşundan bu yana elden ele geçen bir bayraktır. Fındık, en önemli kotasyon maddesidir ve işlem hacmi yönüyle değerlendirildiğinde Ordu Ticaret Borsası lider borsadır.

Fındık, birçok sorunuyla ve daha çok da “Fiyat” yönüyle gündeme gelmektedir. Çoğu zaman popülizme kurban giden bu başlıkta “Ticaret Borsaları” günah keçisi olarak lanse edilse de borsaların iş ve işlemleri 5174 sayılı kanun ve bu kanuna dayanarak çıkartılmış yönetmelikler esasına göre yapılmaktadır. Ticaret Borsalarının iş ve işlemleri sarih ve güvenilirdir. Özellikle fiyat odaklı sorunların temeli; üretim, pazarlama ve tüketim kalıpları ile temel yapısal zaaflardan, eksikliklerden meydana gelmektedir. Fiyatı, en baştan bir sorun olarak görmek yerine sorunlar silsilesinin sonucu olarak değerlendiriyoruz. Aynı yöntemlerle farklı sonuçların elde edilmesi imkânsızdır. O nedenledir ki öncelikle üretim aşamasından başlayarak maliyetleri düşürecek, kalite ve verimliliği artıracak bilimsel esaslara dayalı bir reform içinde olunmalıdır. Fındık gibi likit bir üründen daha çok kazanabilmek ve rekabetten üstün çıkabilmek için en kalitelisini, en çok ve en düşük maliyetle üretmek gerekiyor.

– Geleneksel yöntemlerle ve ilkel şartlarda yapılan üretim, hasat, saklama ve depolamanın ciddi bir sorun olduğunu kabul etmeliyiz. Sanayi 4.0’ın, Yapay Zeka’nın konuşulduğu ve bilimin hayallerin ötesine geçtiği günümüzde safi insan emeğiyle üretim yapılması sürdürülebilir değildir. Henüz ürün hasat edilmeden maliyet kalemlerini yükselten bu realite “Endüstriyel Tarım” vizyonuyla değişmelidir. Yeniden değil, sınıf noktasındaymış gibi yapılanma gerekmektedir.

– Kırsal demografik yapı değişmiştir. Artık kırsal ikametgâh tercih edilmemektedir. Özellikle 2000 yılından sonra örgütlenen “Tarımda Transformasyon Politikaları” kapsamında kırsal kesimin kentlere göçü hızlanmış ve tarım arazileri sadece hasat zamanı uğranılan işletmelere dönüşmüştür. Bu durum kalite ve verimliliği olumsuz etkilerken maliyetleri artıran ciddi bir yapısal sorun olarak orta yerde durmaktadır. “Tarım İşletmeciliği” , “Sözleşmeli Tarım”, “Kooperatifçilik” gibi yeni ve rantabl başlıkların üretim sürecimize ciddiyet ve etkin denetim ile girmesi elzemdir.  Bu bakış açısıyla konuya yaklaşan Ordu Ticaret Borsası, bünyesindeki proje ofisinde paydaşlarını da sürece dâhil ederek projeler üretip uygulamaktadır.

– 2016-2018 yılları arasında uygulanan “Fındık Üretiminde Geleneksel ve Modern Tekniklerin İncelenmesi” konulu AB fonlarından desteklenen Erasmus projesi, Ordu Valiliği, Ordu Üniversitesi, Altınordu Ziraat Odasından mütevellit yerli ortaklı ve İspanya’dan bir araştırma enstitüsü ile İtalya’dan bir üniversite olacak şekilde iki yabancı ortaklı olarak hayata geçirilip bu üç önemli ülkedeki, Türkiye-İtalya ve İspanya, tür ve teknikler incelendi. Proje sonunda Ordu Üniversitesi bünyesinde bir örnek bahçe tesis edildi ve proje sürecindeki deneyim dört dile çevrilmiş bir kitapla(Türkçe, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca) belgelendirilerek sektörün istifadesine sunulup tarihe miras olarak bırakılmıştır.

– Sektör için önemli bir başlık olan “Lisanslı Depoculuk” konusunda da bilimsel ve teknik bir yaklaşım içinde olan borsamız tarafından 2019 yılında, DOKA destekli “Ordu İli Lisanslı Depoculuk Fizibilitesi “ yapılmış, külliyatlı bir rapor hâlinde basılıp sektörün istifadesine sunulmuştur.

– Fındık sadece ürün olarak değil, kabuğundan zürufuna ve budama atıklarına kadar zincirleme bir değerdir. Bu bakış açısıyla, bu kalıntılardan, atıklardan, artıklardan biyoenerji elde edilmesi fikriyle yola çıkarak hazırladığımız projemiz DOKA tarafından desteklendi ve sonuca dair ön inceleme aşamasındadır. “Ordu İli Biyokütle Enerji Tesisi ve Tedarik Zinciri Fizibilitesi” hazırlanıp, en detaylı hâli ve analizlerle rapor hâline getirilip yatırımcıların istifadesine sunulacaktır. Ordu Ticaret Borsasının yapıp yürüttüğü birkaç projeden bahsettikten sonra kentin ve ülkenin öne çıkan meselelerindeki farkındalık çalışmalarında da aktif ve duyarlılıkla yer aldığımızı ifade etmek isteriz. Türkiye Ürün İhtisas Borsası A.Ş. (TÜRİB) ve Lisanslı Depoculuk A.Ş (LİDAŞ) ‘a iştiraki bulunan Ordu Ticaret Borsası, aynı zamanda TÜRİB acentesidir. Spot borsacılık adına alt yapısını kurmuş olan Ordu Ticaret Borsası, çağdaş borsacılık anlayışının bir gereği olarak elektronik borsacılık hususunda kendisini hazırlamaktadır.

Ordu Ticaret Borsası, mevzuatların öngördüğü oranda ve imkânları dâhilinde, iyi günde ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta, felakette ve sevinçte devletinin ve milletinin yanında, emrinde olmuştur, olacaktır.

Ziver Kahraman
Ordu Ticaret Borsası Başkanı

“Rekabet kaliteyi artırır!”

Bu genel ifadenin doğruluğu, işletmeciliğin temel argümanı olan kârlılığın tesis edebilmesiyle mümkündür. Rekabet kaliteyi artırırken kaliteye bağlı olarak kârlılık da artmalıdır. İşte bu realite içinde ticaret yapmak anlamlı, tacirlik de itibarlı bir meslek hâline gelmiş olacaktır. Ülkemizdeki tacirlik mesleğinin en temel problemlerinden biri de haksız rekabete açık olması ve her geçen gün kârlığının düşmesidir. Kârlılık düşünce, nihai noktada zarar söz konusu olup itibar da olumsuz etkilenmektedir. Oysa “tacir itibariyle müsemmadır” .

– Özelikle 2000 yılından sonra yaşanan hızlı ekonomik değişimin de bir çıktısı olarak aynı iş koluna ait birçok işletme belli merkezlerde yoğunlaşmıştır. Bu yoğunlaşma optimal işletme büyüklüğünden haiz “kümelenme” olarak algılanmamalıdır. Tamamen realite dışıdır. Yatırım yeri fizibilitesi, yatırımın büyüklüğü (optimalite), demografik yapıyla direkt ilişkili talep eğilimi, istikrar ve devamlılık, rekabeti olumsuz etkilememe, sosyal sorumluluk, kaliteli üretim ve hizmet gibi kârlılığa etki eden çağdaş normlara itibar edilmemektir.

– Bu günkü hâkim tablo; yatırımcıların sermayelerini koruyacak, kârlılıklarını sürdürebilir seviyede tutacak, haksız rekabete mahal vermeyecek kamusal önlemler ve yaptırımların mevcut olmadığı şeklinde özetlenebilir.

– Aynı iştigal konusuna sahip işletmelerin aynı bölgede yoğunlaşması her yönüyle sakıncalıyken bunu önleyecek, güçlü yaptırımlar ihtiva eden yasal altyapı mevcut değildir. Herkes istediği her işi “tacir” kimliğini kullanarak yapabilmektedir. Herkesin her an tacir olabileceği bir yapı mevcuttur.

– Bu gün AB ülkelerinde ve diğer çağdaş ekonomilerde işletmecilik adına ciddi normlar belirlenmiş ve ısrarla da bu normlar uygulanmaktadır. Konunun anlaşılır olması bakımından örnekle devam edecek olursak; bir mahalde kaç tane lokanta işletmesine ihtiyaç olduğu o mahalle ait bir takım kriterler göz önünde bulundurularak tespit edilir. Bu kriterler, demografik yapıdan tutunuz da o demografik yapının ekonomik profiline ve o mahalde gerçekleşen likit sirkülasyona kadar oldukça geniş bir yelpazede belirlenmektedir. O mahale ilişkin kriterler, standartlar, belirlenirken, o mahalde işletme açacak tacir için de bir takım standartlar belirlenmiştir. Belirlenmiş standartlara sahip tacir, yine belirlenmiş standartlara sahip mahalde işletme açabilmektedir. O mahalde beş lokantaya ihtiyaç varsa bir başkasının açılmasına asla izin verilmemektedir. Şayet o mahalde bir lokanta açmak istiyorsanız, mevcutlardan birinin kapanmasını beklemekten ya da ihtiyaç olan başka mahallerde işletme açmak durumundasınızdır.

– Çağımızda birçok mal ve hizmette akredite olmuş standartlar öne çıkmakta, standardın kalite manasına geldiği vurgulanmaktadır. Standardize edilmiş mal ve hizmetlerin tesisi noktasında ciddi bir algı ve pazar da oluşmuşken, iktisadi hayatın temel taşı olan tacirlik mesleği için de bir takım standartların getirilmesini talep etmek oldukça makuldür. Her bir yumurtaya numara verilip takibinin yapılması standardize edilebilmişken, her bir büyükbaş ve/veya küçükbaş hayvanın kulağına küpe takıp da takibinin standardizasyonu gerekli görülmüşse, iş dünyamıza yön veren, kılcal ve ana damarlarını oluşturan tacirlik mesleğine de bir standart getirilmesi zorunluluktur.

– Dönemsel olarak bazı ürünlerin ticaretini yapmak kârlılık arz edebiliyor. İşte bu noktada daha çok kazanmak saikıyla ana iştigal konusu dışına çıkarak ve de ekseriyetle kayıt dışı olarak o alanlara girilmesi ve haksız rekabet yaratılması söz konusu olmaktadır. Daha somut bir örnek verecek olursak; ana iştigal konusu bakkalcılık olmasına rağmen, bakkal dükkânının bir köşesinde fındık fıstık-buğday-zeytin vs. alım satımı yapılmakta olduğu görülebilmektedir. Bu absürt durum sadece fındık için değil birçok sektör için sorundur ve sorun olmaya devam etmektedir. Herkesin her işi yapabilme imkânına sahip olmasının “ticaret serbesttir” prensibiyle ilgisi yoktur. Herkes, ehil olduğu ve ehil olduğunu belgelendirdiği işi yapmalıdır.

– Tacirliği standardize edecek ve feyiz alabileceğimiz yasal uygulamalarımız da mevcutken, konu sıcak gündemimize alınmalıdır. Mesleki Yeterlilikle ilgili kanun ve düzenlemeler tacirliğin standardizasyonu için feyiz olabilecek yasal alt yapılara örnek teşkil ederken, berberlik, eczacılık gibi meslek gruplarında işletme açabilmek için nasıl ki bir takım standartlar ve bu standartlara haiz olduklarını belgelendirmeleri icap etmekteyse, tacirlik için de benzer standartların belirlenip işletilmesi sağlanmalıdır. 14.01.2015 Tarihli 6585 Sayılı “Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun” dan da feyiz alınarak tacirlik mesleğine de bir standardizasyon getirilmesi çalışmaları başlatılmalı, konu tartışmaya açılmalıdır.

– Daha da anlaşılır bir ifadeyle; tacirlik sertifikasyona tabi kılınmalıdır.

– Ne acıdır ki; bu ülkede birçok sektörün geçmişi batık işletmelerin hikâyeleriyle doludur. Hiç bir tacir, batırmak amacıyla işletme kurmaz. Kârlılık ve kalite prensibi, haksız rekabet sebebiyle bozulmuş olduğundan işletmelerin mukavemeti düşmekte, tacirlik mesleği de itibar kaybetmektedir. Yapılacak olan çok basittir; üreten, satan ve pazar ekonomisin temelini teşkil eden tacirlik mesleği standardize edilmeli ve bu standardizasyon yasal zemine oturtulmalıdır.

– İşletmelerin zarar ederek iflas etmelerinin temelinde yatan faktörlerden biri “yanlış yatırım yeri tercihleri” dir. Yatırım yeri tercihlerinde standardizasyon bulunmaması rantabilite ilkesini de ortadan kaldırmaktadır. Zarar ederek iflas eden işletmelerin zararı sadece kendisine değildir işletmeyle ilişkisi olan kişi kurum ve kuruluşların hepsine olumsuz etkileri söz konusudur.

– Bu gün tacirlik mesleği ve ticari faaliyetine dair güvenilir bir veri tabanı mevcut değildir. Güvenilir bir veri tabanının mevcudiyetiyle hangi sektörlerde ve hangi mahallerde ne miktarda yatırımın kârlılığı artarken rekabetin bozulmayacağı belirlenebilmiş değildir. Yatırım karalarına yön verecek bilimsel veriler mevcut değildir.

– Bir kentin hangi mahallinde hangi sektörde ve ne düzeyde yatırım yapılacağı il geneli için hazırlanacak “Stratejik Ticari Planda” yer almalı ve ticari işletme açılışına izin verecek merciler için bu plan belirleyici olmalıdır. Stratejik Ticari Plan’ın hazırlanması için teşekkül edecek komisyona bu gün 1,5 milyon üyeye sahip Türkiye genelindeki Oda ve Borsalar muhakkak dâhil edilmelidir.

– Stratejik Ticari Plan’a aykırı olarak kurulan ya da kurulmadan kayıt dışı olarak faaliyet gösterenlere Türk Ticaret Kanunu başta olmak üzere hazırlanacak diğer birincil ve ikincil mevzuatlarla ciddi cezai müeyyideler getirilmelidir. Stratejik Ticari Plan’a uygun olarak teşekkül etmeyecek işletmelerin bu tutumları cezai müeyyide gerektirecek cürüm olarak algılanmalı ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Haksız Rekabet” başlıklı Dördüncü Bölümü gereğince gerekli işlemler yapılmalıdır.

– Bunun yanında Stratejik Ticari Plan’a uygun olarak ve usulünce kurulmuş işletmelere destekler ve teşvikler söz konusu olmalı, kayıt dışılığı seçen ya da Stratejik Ticari Plan kapsamı dışında kalan kurulmuş işletmeler bu destek ve teşviklerden yararlandırılmamalıdır.

– Tüm bu uygulamalar sağlıklı ve sürekli denetimlerle mümkündür. İlgili bakanlık bu denetimleri bizzat yapabilirken denetim yapma yetkisini kısmen ya da tamamen İllerdeki Oda ve Borsalara devredebilir.

ÖZET

Dünya her alada standardizasyona giderken, AB uyum sürecindeki Türkiye’nin bu standart sürecinin dışında kalması elbette mümkün değildir. AB Müktesebatına ilişkin başlıkların müzakere edildiği şu günler, çalışma hayatımıza dair köklü ve çağdaş standartlar getirilmesi için bir fırsattır da. Perakende Ticaret Kanun Taslağından feyiz ve Türk Ticaret Kanunundan destek alınarak tacirlik mesleğine dair bir takım standartlar oluşturulması gerektiği kanaatineyiz.

Bu gün çalışma hayatımızın en büyük sorunu kayıt dışı istihdam ve üretimdir. Önüne gelen, istediği alanda tacir sıfatıyla faaliyet gösterebilme imkânına sahiptir. İşte bu imkân “serbest piyasa ekonomisi” olarak algılanmaktadır ki; esasen bu imkân serbest piyasa ekonomisini bozan, haksız rekabet yaratan ve ekonomik verileri olumsuz yönde etkileyen ana nedendir. Tacirlik mesleğine bir standart getirilmeli ve bu standarda uygulamada azami özen gösterilmelidir.

Ziver Kahraman
Ordu Ticaret Borsası Başkanı

Koronavirüs salgını sürecinde dişini tırnağına takıp, canı pahasına hizmet veren sağlık çalışanlarımıza şükran, minnet ve saygılarınızı sunuyoruz. Bu kötü ve korkutucu günlerden onların gayreti, bilgisi, ilgisi ve yüreklerindeki insan sevgisiyle kurtulacağız.

Büyük Atatürk’ün “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” inanç ve güveni içinde tüm sağlık çalışanlarımıza koşulsuz inanıyoruz, güveniyoruz. Onların motivasyonunu ve moralini yüksek tutacak her türden önlemin alınması ve teşviklerin hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ülkemiz ve dünya, bu salgından bilimin ışığında, bilim sayesinde ve bilimin uygulayıcısı sağlık çalışanları sayesinde kurtulacaktır.

Onlar bizim için hastanelerde kalıyor biz de onlar için evde kalalım.

“Evde Kal Türkiye’m”

Ziver Kahraman
Ordu Ticaret Borsası Başkanı

1 Eylül 2018 tarihi itibariyle “2018 Fındık Sezonu” başlayacak.

Başta cefakâr üreticilerimiz olmak üzere, fındıkla iştigal eden tüccar , fabrikacı, sanayiciler ile ihracatçılarımıza bol ve bereketli bir sezon temenni ediyorum.

1936 yılında kurulan borsamız, kurulduğu günden beri kesintisiz hizmet vermektedir. Ana kotasyon maddesi fındık olan borsamız, işlem hacmi yönünden lider ve vizyoner bir kurumdur.

Biz, fındığın , coğrafik yapımız ve sosyo-ekonomik hayatınızdaki yerini , önemini çok iyi biliyoruz. Bu bilinç ve farkındalık içinde ürünümüzü her aşamada kıymetlendirecek projeler üretip , uyguluyoruz.

Fındık, ekonomik olarak bir anlam kazanıp da, öne çıktığı zamanlardan beri bir takım sorunları da beraberinde getirmiştir. “Yapısal”, “Üretim” ve “ Ticaret, Pazarlama” ana başlıkları altında toplayabileceğimiz bu sorunlar ; sektörde bir sistem sorunu olduğunun da işaretidir. İşte tüm bu sorunlar serbest piyasa içinde, Tam Rekabetçi ortamın tesisiyle çözülebilecektir. Biz, çağdaş borsacılık anlayışının bir gereği olarak ; alıcı ve satıcının aleniyet ilkesiyle bir araya geleceği borsa yeri projesine de start verdik. Projemiz hayat buldukça sektördeki tüm taraflar için beklentilerin karşılık bulacağı bir ortam da oluşacaktır.

Türkiye, fındık üretim ve ticaretinde hâlâ dünya lideri olsa da, rakip ülkelerde plantasyon alanlarının genişlemesi ve verimliliğin sürekli artması ; bizdeyse bahçelerin yaşlanması ve verimliliğin düşmesi ciddi bir tehdittir . Fındık üretim ve sanayisinde modern ve bilimsel metotlarının kullanılması kaçınılmazdır.

Ar-Ge ve Ür-Ge odaklı , endüstriyel tarım teknikleriyle , tarım işletmeciliği modeli kendini dayatmaktadır.

Sorunları dağlar kadar olsa da, bizim için fındığın alternatifi yoktur. Olmamalıdır da.

“Aynı geminin yolcularıyız” mantığı ve inancı içinde , daha çok üretip , daha çok kazanarak bu ürüne geçimini bağlayanların ve ülkemizin ihya olmasını temenni ediyorum.

Saygılarımla…

21 Ocak 2019 Tarihinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından gerçekleştirilen “Ekonomik Şura” da Sayın Cumhurbaşkanımız, ülkemizde yaşanan işsizlik sorununa dikkat çekerek iş dünyasından “İlave istihdam sağlamalarını” talep etmişler ve aldıkları taahhüde bağlı olarak da, istihdamın teşvikine ilişkin çalışmalar başlamıştı.

Camiamız tarafından yürütülen teşvik çalışmaları ekonomiden sorumlu bakanlar ve kurumlar tarafından uygun bulunarak benimsenmiş ve Resmi Gazete ’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

25 Şubat 2019 Tarihinde Ankara’da, Maliye Bakanımız Sayın Berat ALBAYRAK ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın Fatma Betül SAYAN’ın bizzat katılımlarıyla gerçekleştirilen “TOBB 9. Sektörel Ekonomi Şurası” kapsamında “İstihdam Seferberliği 2019” kamuoyuna duyuruldu.

“İSTİHDAM SEFERBERLİĞİ 2019” sloganıyla hayata geçen teşvikler şu başlıklarda ve içerikte uygulanmaya başlamıştır.

1-YENİ İSTİHDAMA ÜCRET DESTEĞİ

İşverenler, nisan ayı sonuna kadar ilave her istihdam için 3 ay boyunca prim ve vergi desteğinin yanında ücret desteği de görecekler, ücretleri devlet ödeyecektir.

2-YENİ İSTİHDAMIN SGK PRİMİNE VE VERGİSİNE DESTEK

İşverenler Aralık 2020’ye kadar yeni istihdam için 12 ay boyunca SGK primi ve vergi ödemeyecek. Kadın, genç ve engelli istihdamında bu destek 18 ay boyunca devam edecek. İmalat ve Bilişim sektöründeki istihdamlarda daha yüksek tutarda prim desteği sağlanacaktır.

3-KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ

Geçici süreyle iş yerinin alışma süresinde azaltmaya gitmek zorunda kalan işverenlerin azaltılan süreye ilişkin çalışanların 3 aylık ücretlerini devlet karşılıyor. Yani, kısa çalışma uygulaması sebebiyle işçi çıkarmak durumunda kalan işverenlerin 3 ay boyunca işçi maliyetlerini devlet üstleniyor. Başvurular İŞKUR üzerinden yapılıyor.

4-ASGARİ ÜCRET DESTEĞİ

2019 yılı boyunca çalışan sayısı 500’ün altında olan işverenlere işçi başına aylık 150.-TL, 500 ve 500’ün üzerinde işçi istihdam eden işverenlere aylık 101.-TL Asgari Ücret Desteği verilecektir.
5- DÜZENLİ ÖDEMEYE DEVAMLI DESTEK

SGK Primlerini düzenli ödeyen işverenlere 5 puanlık indirim uygulanacaktır.

6-KALKINMAYA İLAVE DESTEK

Kalkınmada öncelikli 51 ilde, işveren tarafından ödenmesi gereken SGK primlerinin 5 puanlık indirimine ilave olarak 6 puanlık indirim daha uygulanacaktır.

7-ÖNCE İŞBAŞI EĞİTİMİ SONRA İSTİHDAM DESTEĞİ

İşbaşı Eğitim Programları, işverenlere ve işsizlere ciddi fırsatlar sağlamaktadır.
. İşbaşı Eğitim Programlarına katılan kursiyerlerin 3 ay boyunca

. İmalat ve Bilişim sektöründe 6 ay boyunca

. Siber, Güvenlik, Kodlama, Yenilenebilir Enerji gibi stratejik alanlarda 9 ay boyunca

Devlet tarafından ücret ve sigorta desteği sağlanacaktır.

2-5 yaş arasında çocuğu olan kadın katılımcıların çocuk bakım desteği de devlet tarafından karşılanacaktır.

8-İHTİYACA UYGUN, NİTELİKLİ İŞGÜCÜ EĞİTİMİNE TAM DESTEK

Mesleki Eğitim ve Beceri Geliştirme İşbirliği Projesi (MRGİP) kapsamında 8 aya kadar mesleki eğitim kursları düzenleniyor. Kursiyerlerin ücretini ve sigorta primlerini devlet karşılıyor.

Fiyat istikrarı makroekonominin durumunu yansıtan en önemli göstergelerden biridir.

Türkiye 2002’den sonra mali ve siyasi istikrarla birlikte fiyat istikrarı konusunda da çarpıcı bir iyileşme elde etmiş, enflasyonun tek haneli seviyelere düşmesi sağlanmıştır.

Son dönemde döviz kurlarında yaşanan olağandışı hareketlerin de etkisiyle enflasyon oranı yeniden çift haneler çıkmıştır.

Artan enflasyon hem alım gücü düşen vatandaşlarımızı, hem de artan girdi maliyetleri ve faizler nedeniyle firmalarımızı olumsuz etkilemektedir.

Tüm bu sıkıntıları aşmak için, Hazine ve Maliye Bakanlığımız tarafından hazırlanan ve Bakanımız Sayın Berat Albayrak’ın liderliğinde başlatılan Enflasyonla Mücadele Programını son derece önemli buluyor ve destekliyoruz.

Zira enflasyonla mücadeleyi ne tek başına kamu, ne de tek başına özel sektör yapabilir. Sorumluluk ve görev hepimizindir.

Enflasyonla mücadele aynı zamanda işsizlikle, yüksek faizle ve artan girdi maliyetleriyle mücadeledir.

Türk özel sektörü, devletimizle birlikte topyekûn bir duruş sergileyerek, elini taşın altına koymaktadır.

Bu çerçevede TOBB ve Odalar-Borsalar, her milli konuda olduğu gibi bu konuda da ülke çapında ortak bir dayanışma içindedir.

81 il ve 160 ilçede Odalarımız ve Borsalarımız Enflasyonla Mücadeleyi sahiplenmekte ve firmalarımızın en geniş şekilde katılımı için çalışma başlatmaktadır.

Bu noktada özellikle vurgulamak isteriz ki, bu mücadeleye toplumun tük kesimleri ne kadar güçlü destek olursa, etkisi de o kadar büyük olur.

Reel sektörden finans sektörüne, kamudan vatandaşlarımıza kadar, tüm Türkiye olarak aynı hedefe kenetlenmeliyiz.

Hepimiz tek yürek ve tek ses olursak, enflasyonla mücadelede de netice alacağımıza eminiz.

Hem firmalarımızın hem de milletimizin, enflasyonla topyekûn mücadeleye en geniş şekilde katılacaklarına inancımız tamdır.

Biz de, ORDU TİCARET BORSASI olarak siz değerli basın mensuplarımız kanalıyla, tüm Oda/Borsa üyelerimizin desteğini ve bu kampanyaya katılımlarını rica ediyor ve bekliyoruz.

İnanıyorum ki, ORDU ili olarak gereken fedakârlığı gösterip, ülkemiz ve milletimiz için başlatılan bu iktisadi mücadele de en ön cephede yer alacağız.

Kamu ve özel sektör arasındaki bu güçlü koordinasyon ve istişareyle, içinden geçtiğimiz bu zorlu süreci de geride bırakacağız.

Saygılarımla

Ziver KAHRAMAN

Yönetim Kurulu Başkanı

28 EYLÜL 2018 PROJE KAPANIŞ TOPLANTISI KONUŞMASI

Borsamız tarafından yürütülen, Türkiye Ulusal Ajansı destekli “Fındık Üretiminde Geleneksel ve Modern Uygulamaların İncelenmesi” adlı, 2 yıl uygulama süreli projemizin kapanış toplantısındayız, hepiniz hoş geldiniz.

Ordu Valiliği, Ordu Üniversitesi ve Altınordu Ziraat Odası yerli ortak; İtalya’dan TUSCIA(TUŞA) Üniversitesi ve İspanya’dan IRTA’ nın da yurtdışı ortak olduğu projemizin detaylarını biraz sonra arkadaşlarımız anlatacaklar.

Bir Afrika atasözünde denir ki; “Aslanlar kendi hikâyelerini anlatmazsa biz daha çoook avcı hikâyesi dinleriz.” işte bundan kinaye size kurumumuzdan, Ordu Ticaret Borsasından ve proje vizyonumuzdan bahsetmek istiyorum.

Ordu Ticaret Borsası 1936 yılında kurulmuştur ve kurulduğu günden beri kesintisiz hizmet vermektedir. Kurulduğunda Ticaret Odası bünyesinde bir müdürlük olan Borsamız, bugün müstakil bir yapıya kavuşmuş, kendine ait hizmet binası olan kurumsal ve akredite bir kurum haline gelmiştir.

350 kayıtlı üyesiyle kotasyonunda bulunan ürünlerin üretim aşamasından nihai aşamaya kadar takibini yaparak ticari güvenlik sağlayan borsamız, belgeye dayalı işlem yaptığı için sağlam ve güvenilir istatistikler de oluşturmaktadır. Bu durum ülke genelindeki diğer 112 Ticaret Borsası için de geçerlidir. Gönül rahatlığı ile şunu söyleyebilirim ki “Bugün fındık hakkında en doğru ve güncel istatistiki veriler Ordu Ticaret Borsası tarafından oluşturulmaktadır.”

Elimizdeki tüm verileri, haberleşme kanallarımızla kamuoyuyla hemen paylaşıyoruz. Şeffaf ve anlaşılır bir hizmet standardımız vardır.

Ordu Ticaret Borsası olarak, görev tanımımızda yer alan konular ağırlıklı olmak üzere, projeler yapmaya önem vermekteyiz. Yine faaliyet alanımızla ilintili projelere ortak olmaya da azami özen gösteriyoruz.

Projelerin kurumsal ilişkiler kurmak adına sihirli araçlar odluğunu düşünüyoruz ve dahası yaşadıkça bunun böyle olduğunu görüyoruz. Kurumların kaynaklarını verimli kullanmaları ve tasarruf ederek büyüyebilmeleri proje üretebilme ve yürütebilme kabiliyetleriyle alakalıdır. Bizler bu anlayış içerisinde bünyemizde oluşturduğumuz proje ofisiyle projeler üretip uygulamaya devam ediyoruz.

Bu projenin sonucunda Türkçe, İngilizce, İspanyolca ve İtalyanca dillerine çevrilmiş bir kitap bastırdık. Basılan bu kitap kısa sürede kamuoyuna sunulacaktır.

Proje kapsamında İspanya, İtalya ve Türkiye hareketliliklerinde yapılan gözlemlerle uygulamaların detaylı bir biçimde yer alacağı kitap bu projenin hafızası olarak tarihe kalacaktır. Bunun yanında Ordu Üniversitemiz bünyesinde oluşturduğumuz ve bu programın ardından ziyaret edeceğimiz “Örnek Fındık Bahçesi” de bundan sonra tahsis edilecek bahçeler için bir model olacaktır.

Değerli katılımcılar

“Fındık Üretiminde Geleneksel ve Modern Tekniklerin İncelenmesi” başlığını taşıyan projemiz ve bu minval üzere hazırladığımız diğer projelerimizdeki temel amacımız ise fındıkta kalite ve verimliliğe dikkat çekmektir. Bugün bakıldığında “Fındığın Sorunları” başlığı altında iş hep “Fiyat” a gelmektedir. Oysa fiyat, birçok sorunun sonucudur. Aslında bu sorunların başında, kalite ve verimliği olumsuz etkileyen ve maliyetleri yükselten faktörler gelmektedir.

Yine sektörde “Yapısal, Üretim, Pazarlama ve İhracat” aşamalarında birbiriyle etkileşim halinde bir dizi sorunlar vardır. Sorunları bir bütün olarak görmek ve çözüm sürecinin de etkileşim halinde olmasına özen göstermek durumundayız. Ürettiğimiz projeler, daha iyi sonuçlar elde edilmesi gibi bir vizyon taşısa da, özünde bu sorunlardan külliyen kurtulmayı hedeflemektedir.

Fındık, özellikle bölgemiz için alternatifi kabul edilmeyen bir üretim ve ticaret desenidir. Bu realiteye inanarak, popülizm yapmadan, bilimsel esaslarla konuyu ele almak durumundayız. Üretim ve ticaretinde lider olduğumuz, bir coğrafik bölgenin kaderi üzerinde direkt etkili olan fındık gibi bir ürüne çok daha hassas davranmak zorundayız.

Fındığın sorunlarını salt “Fiyat” a indirgememek gerekir. Evet, doğrudur; üretim ve ticaret para kazanmak için kâr elde etmek için yapılır. Kâr elde etmek ise insan bünyesinin nefes alması gibidir. Ticari bir faaliyet ise kâr ve zarar mekanizmasıyla nefes alıp vermekte ve bu şekilde de varlığını devam ettirmektedir. Aldığımız nefesi vermemek ya da hep nefes alarak yaşamak/yaşayabilmek gibi bir imkân yoktur. İşte üretim ve ticareti de her durumda ve mutlaka kâr üzerine kurgulamak, o kurgu gerçekleşmediğinde hırçınlaşmak üretim ve ticari hayatı kısaltmaktan, kalitesini bozmaktan başka işe yaramaz. Onun için rantabl olmak durumundayız.

Ve en önemlisi ticari bir faaliyette kâr varsa zararın da karşılığında mevcut olduğunu bilmek durumundayız. Şayet, kalite ve verimliliğin yüksek tutmayıp da markalaşmanın teşvik edilmediği, yeni ve güçlü pazarlar arayışına gidilmediği zaman zarar edileceği de bilinmelidir.

Kısacası değerli katılımcılar, fiyatı bir sorun olarak ortaya koyan yüksek maliyetler realitesidir.

Bu bağlamda maliyetlerin düşürülmesi için ilk akla gelen haliyle ve kabaca başlıklara bakmak gerekir.

Tarım işletmeciliğine geçilmelidir. Ortalama arazi büyüklüğü rantabl ölçeğe yükseltilmeli, arazi toplulaştırması gibi yöntemler rutin hale gelmelidir.
Endüstriyel üretim teknikleri kullanılmalı, emek yoğun üretim kültürü terkedilmelidir.
Etkin stok kontrolü sistemi kurulmalıdır.
Yeni pazarlar bulunmalı ve marka yaratılmalıdır.
Katma değer kazanmış nihai ürün elde edilmelidir. Ar-Ge ve Ür-Ge odaklı olunmalıdır. İnovatif yatırım ve proje anlayışı öne çıkartılmalıdır.
Üretici örgütlerinin ve/veya kooperatiflerinin hayata geçirilmesi gereklidir.
Yapısal sorunların giderilmesi ve Fındık Kanunu çıkarılması
Alıcı ve satıcının bir araya geldiği disipline olmuş piyasalar, yani emtia borsacılığı öne çıkartılmalıdır. Ordu Ticaret Borsası olarak “satış salonu ve Spot Borsacılık İşlemleri” hususunda da bir proje yürütmekteyiz. Kısa vadede borsacılık tanımına uygun olarak alıcı ve satıcının aleniyet ilkesiyle bir araya geleceği o yapıyı da sektöre kazandırmış olacağız.

Özellikle üretim sürecinde maliyetimiz bu kadar yüksekken, verimliğimiz ise bu kadar düşükken, oluşacak fiyatın tatminkâr karşılanması imkânsızdır.

Ürettiğimiz projelerle sektördeki tüm aktörleri paydaş mantığı ile bir araya getirmeye özen gösteriyoruz. Üretici ile taciri birbirine düşman kılmak, hedef göstermek sorunları büyütmekten başka bir şeye hizmet etmeyecektir. Yine üniversite sanayi işbirliği içinde Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmalarını da önemsiyoruz.

Ne kadar çok proje üretip uygulasak da, elbette yeterli değildir. Projeler bütçe büyüklükleriyle değil, ortaya çıkardıkları/çıkaracakları değerlerle ölçülmelidir. Değer yaratan ve sürdürülebilir projeler peşindeyiz kıymetli katılımcılar.

Kurumları kişilere ve olaylara endeksli kılmaktan kurtaracak olan temel argümanlardan biri proje kültürüdür. Bu anlayış içinde, bugün burada kapanış toplantısını yapmak üzere toplandığımız projemizde emeği geçen ve katkı sağlayan ortaklarımız kurumlara huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Birlikte üretme ve paylaşma kültürüne vesile olan bu türden projelerde yine birlikte olmak niyet ve temennisinde olduğumuzu tüm içtenliğimle ifade etmek isterim.

Sözlerime burada son verirken, kapanış toplantımız ardından projemize dair çıktıların özellikle ilimize ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Katılımlarınız ve katkılarınız için bir kere daha teşekkür eder ve hepinize en engin sevgilerimi ve en derin saygılarımı sunarım.

Değerli üyelerimiz!

Çok kıymetli arkadaşlarım!

Sevgili dostlarım!

Sizlerin güven ve teveccühü ile bir kere daha bu onur ve sevinci yaşamaktayız. Her birinize tek tek teşekkür ediyor, Allah razı olsun diyorum.

Geçtiğimiz dönem yöneticiliğini yaptığımız bu güzide kurum, gücünü de güvenini de sizin gibi her biri birer değer olan üyelerinden almaktadır. Geçmişte olduğu gibi bundan sonra da gücümüzü sizden almaya devam edeceğiz. Sizden aldıklarımızla yol haritamızı belirleyecek ve enerjimizi yine sizler için harcayacağız.

Seçimimiz oldu, bitti. Sonuç budur. Bizler, demokrasinin en sağlam örneğini ortaya koyarak, demokratik ortamda tercihlerimizi oyladık ve ortaya çıkan sonuç bizim özgür irademizdir. Özgür irademizi hangi tarafta kullanmış olursak olalım, sandık açıldıktan sonra rekabet de, yarış da bitmiş, birlik, beraberlik ve dostluk başlamıştır. Biz, seçimleri rekabet ya da mücadele olarak görmüyoruz. Bu bir bayrak yarışıdır. Hizmet yarışıdır. Malumunuz olduğu üzere maddi anlamda bir kazancımız söz konusu değildir, gönüllülük esasıyla bilâ ücret hizmet vermekteyiz, yani bu bir gönül işidir. Gönülle yapılan işlerde gönül kırmak, gönül koymak olmaz.

Önümüzde sayfaları hiç açılmamış bir dönem durmaktadır ve bu gece bu yeni dönemin eşiğinde, sizlerle beraber coşku doluyuz. Bu yeni dönem için projelerimiz hazır ve bu projelerimizin birçoğunu izlerle paylaştık. Yarından tezi yok kolları sıvıyor ve kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Geride kalan dönemde ve seçim sürecimizde bizlere desteğini esirgemeyen, kar, yağmur, çamur demeden bizlere kapılarını ve gönüllerini açan siz değerli üyelerimize, gönül dostlarımıza, ne kadar teşekkür etsek azdır.

Sevgili dostlarım

Söylenecek çok şey olsa da “gün söz söyleme günü değil iş görme günüdür “ diyerek, şükran ve minnetlerimi sunuyor, birlikte yürüyeceğimiz bu yolda Allah yâr ve yardımcımız olsun diliyorum.

Sağ olun!

Var olun!

ZİVER KAHRAMAN

ORDU TİCARET BORSASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI

Ordu Ticaret Borsası © 2021 - Tüm Hakları Saklıdır.